• AÇIKLAMALAR
  • ENTERNASYONAL
  • MAKALE
  • PARTİZAN DERGİSİ
BİZİ TAKİP ET!
Partizan Resmi Web Sitesi
  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
  • MAKALELER
  • ENTERNASYONAL
  • İLETİŞİM
sonuç yok
Bütün sonuçlara bak
AÇIKLAMALAR
  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
  • MAKALELER
  • ENTERNASYONAL
  • İLETİŞİM
sonuç yok
Bütün sonuçlara bak
Partizan Resmi Web Sitesi
sonuç yok
Bütün sonuçlara bak

Gerillanın kaleminden:”Ve cümlemiz, kör sağır ve dilsiz değildir. Dövüşenler de olacaktır.”

Mayıs 25, 2020
içerisinde Genel
A A
Gerillanın kaleminden:”Ve cümlemiz, kör sağır ve dilsiz değildir. Dövüşenler de olacaktır.”
0
PAYLAŞ
Facebook'ta paylaşTwitter'da paylaşPaylaşWhatsapp'la gönder

Eskiden doğası ile meşhur, sarp dağlar ve uçurumlarla çevrili bir yerdi Dersim. İçinde derin vadiler, balta girmemiş ormanlar ve çoşkun dereler, ırmakların aktığı bilimum canlının özgürce yaşadığı yerdi, Dersim Dağları. İnsanlar doğayla doğal bir uyum içerisindeydi. Ve buranın insanları evlatları gibi bu doğaya saygı duyuyordu.

Toprak kutsaldı. Bitki örtüsü o kadar zengindi ki; kendisine has çiçeklerin, güllerin ve çeşitli türleri kimseden habersiz serpilip gelişirdi. Toprak, her bahar bütün renklerini sunardı. Tüm börtü böceğini kaygısızca doyururdu. Yaşlı ağaçlara ve kayalıklara, arılar kovanlarını örer, bal ağır ağır taşardı. Toprak verimli ve güçlüydü, o zamanlar. Topraktan akan su, soğuk ve temizdi. Her dağda bir göze, her derede bir su yatağı ve her ırmakta kımıl kımıl balıklar kızıl pullarıyla suya renk ve canlılık katardı.

Su her daim akardı. Kuşlar sesleriyle cıvıldaşır, suyun sesi coşkulu bir türkü olurdu. Bu sesler, kimseden habersiz yankılanırdı ormanlardan vadilere kadar. Yamaçlardan zirvelere kadar ulaşır, ince bir mırıltıya dönüşürdü. Bir tek Dersim insanı bu seslerle uyur, bu seslerle uyanırdı. Bu ses, huzurun ve rahatlığın ifadesiydi. Kimse akan bu suları kurutamaz, durduramazdı. Dağlardan beslenirdi, bu sular. Ve her kış, kar taneleri düşerken zirvelere, öfkeli bir tipi savrulup savrulup kayalıklarda uğuldarken; sular yine de durmaz, akardı.

Dersim’in kışı sert geçerdi. Kar kaplardı, her bir yanı. Ne yol ne dam ne de bir ağaç görünürdü geriye. Yalnızca toprak damların bacaları ve bacalardan inceden inceye süzülen kara bir duman titreşirdi. Hayat sanki dururdu. Sonra kar fırtınaları savrulup dağ, dağla konuşurdu. İnsan, bu doğaya karşı güçsüz ve korumasızdı. Sanki gelip de bu dağların merhametine sığınmıştı.

İşte insan Dersim’in dağlarında çaresiz, zavallı bir mahluktu o zamanlar. Ve bundandır ki; doğaya karşı gelinemez, O’na zarar verilmez, karşı konulmazdı. Ondan merhamet dilenip, saygı gösterilirdi. Doğa, herşeyde belirleyiciydi. Şartları ve koşulları O yaratırdı. Ve yine O yıkardı. Kışın cefası, baharın sefasıydı. Doğanın kuralı buydu ve buna uyulurdu. Bütün canlılar kışa hazırlanırdı. Arılar peteklerini örer, karıncalar yuvalarını doldurur, dağ keçileri yağ bağlar, ayılar homurdanıp dururdu. Bilimum börtü böcek, doğaya ayak uydururdu. Ve bu böyle sürüp giderdi eskiden.

Eskiden Dersim’de tija sodır doğduğunda zirveler kızıla, etekleri sarıya çalardı dağların. Bulutlar pembeleşir, su akan bir lava dönüşürdü. Tija sodır, renklerin ve suretlerin aynasıydı. Tija sodır, tanrının merhameti, hürmetiydi. Isıtan, aydınlatan ve doğurandı. Onsuz kar damla olup süzülmez, yağmur olup toprağa düşmezdi. Onsuz, tohum çatlayıp filizlenmez, burçlar yaprağa dönüşmezdi. Yaratan her daim güneşti. Dersim insanı eskiden güneşe tapardı. Evlerin kapıları güneşin doğduğu yere bakardı. İnsanlar güneş doğmadan kalkar, ilk ışıkları eşikte karşılardı. Çünkü güneş, doğanın tek hakimi ve yargıcıydı.

Eskiden doğa, yani doğal yapısı ile doğa, insanlar için harikalar ve korkularla doluydu. Doğadaki her keşif bir mucize sayılırdı. Doğa, derin bir gizemliliğe sahipti. Ama ne yazık ki doğanın bu gücü ve bilinmezliği, kendini başka bir şeyden koruyacak kadar güçlü değildir.

Eskiden ufacık böcekler dahi tonlarca karın altında ezilmez, yılanlar mışıl mışıl uyur, eninde sonunda bahar gelirdi. Dereler şırıl şırıl akar, suyun altı inci gibi parlardı. Ama bu böyle kalmadı. Nihayet buraya da uzandı, zulmün kolları. Bu doğanın, bu yaşamın neyi var neyi yok talan edildi. İlk önce buranın en masum insanlarını katlettiler. Çocukları dahi büyümekle suçlayıp süngülediler. Kiliselerini yakıp, mezarlarını dahi talan ettiler. Bütün dikili ağaçlarını kökünden söküp, taşı taş üstünde bırakmadılar. Yaşamayı çok gördüler ve birçok kez gelip; her geldiklerinde de aynı sahneyi tekrarladılar. Çocukları yine aynı süngülerle öldürüp, aynı ateşlere attılar. Her geldiklerinde aynısını tekrarlayıp dünyayı dar ettiler. Ve artık burası bir karanlıklar ülkesi oldu. Zulmün cenderesi altında korkunç bir cehenneme dönüştü.

Köy meydanları cesetlerle doldu. Akan dereler kanlı aktı. Temiz hava, ölü kokusuna yenik düştü. Kimse kalmadı, yıllarca Dersim topraklarında. Çocuk gülüşü duyulmadı. Tarlalar ekilip biçilmedi. Taş taş üstüne konup bir dam bile yapılmadı. Analar çocuk doğurup büyütmedi. O yıllarda çocuklar hiç büyümedi. Dersim, karanlıklar ülkesine dönüştü. Güneş dahi kar etmedi. İnsanlar sürekli karanlık köşelere saklandı, gölgelere sığındı. Güneş dahi Onlar’ı koruyamadı. Tija sodır, elleri kolları bağlı, çaresiz her gün aynı manzarayla karşılaştı. Üst üste yığılmış, yakılmış cesetler çürürken güneş utandı. “Nerde o güzelim insanlar? Her sabah beni eşikte karşılayıp; yüzünü yüzüme sürenler… Gözlerinde sıcaklığımı, yüreğinde ateşimi yakanlar nerde? Nerde kanatlarında alevlerimi taşıyan leyleklerim… Yüksek zirvelerde beni bekleyen karacalarım nerede?” diyemedi. Öylece bakakaldı güneş.

Sonra sular akmasın, değirmenler dönmesin diye barajlar kurdular. Bir yandan sular altında bırakırken diğer yandan susuz bıraktılar yaşamı. Toprağın bağrını deştiler. Cevherini karatıp zehirlediler. Toprağı, ormanları yakıp, cehenneme çevirdiler. Mevsimleri bozdular. Artık kar eskisi gibi yağmaz, dereler coşup taşmaz oldu. Susadı toprak. Kurudu daldaki yaprak. Bilimum börtü böcek yaşamaz oldu.

Sonra yollar yapıp; zulüm taşıdılar. Okullar yapıp; dilsiz bıraktılar. Bayraklar asıp; kültürsüz saydılar. Karakollar kurup; karanlık taşıdılar. Ve şimdi nerde akan bir su varsa, orada bir ağıt yakılmakta. Suyun sesi sanki zulümden kaçan kadınlı çocuklu bir kalabalığın gürültüsünü peşinden sürüklemektedir. Nerde bir rüzgar esse, orada yuvasız kuşların feryadı, yanan ormanların çıtırtısı duyulmakta. Zulmün izini taşıyan herşey, mahşer gününe kadar da olsa hatırlatacaktır. Çünkü tija sodır, bütün görkemini taşıyarak dağların doruklarından ağır ağır ve kendinden emin yükselerek yeryüzünün bu utancı ve lanetini gözler önüne sermektedir. Ve cümlemiz, kör sağır ve dilsiz değildir. Dövüşenler de olacaktır.

 

Etiketler: AffiliateiPhone
PaylaşTweetPaylaşSendSend

BağlantılıYazılar

Deniz Pektaş

DAYANIŞMA VE MÜCADELE SONUÇ VERDİ: DENİZ PEKTAŞ SERBEST BIRAKILDI

Ağustos 20, 2026

17 Ağustos sabahı, Türk devletinin iade talebi doğrultusunda, “TKP/ML faaliyetçisi olduğu” iddiasıyla yapılan Interpol başvurusu gerekçe gösterilerek İtalya’nın Ancona kentinde...

Deniz Pektaş

İTALYA’DA GÖZALTINDA TUTULAN DENİZ PEKTAŞ’A ÖZGÜRLÜK!

Ağustos 19, 2026

KAMUOYUNA İTALYA’DA GÖZALTINDA TUTULAN DENİZ PEKTAŞ’A ÖZGÜRLÜK! Tarihi katliamlar, idamlar, işkenceler, sürgünler, kıyımlar, baskı ve hak ihlalleriyle dolu olan Türk...

açıklama

KOMÜNİST GENÇLİK (FRANSA): TÜRKİYE’DE TUTUKLANAN DEVRİMCİLERE ÖZGÜRLÜK!

Haziran 26, 2026

Açıklama: Fransa’dan Komünist Gençlik (Jeunesse Communiste) tarafından Ankara’da NATO Zirvesi öncesi gerçekleştirilen operasyonları kınamak ve tutuklanan devrimci-demokrat-sendikacı-DKÖ üyeleri ile dayanışmak amacıyla...

Linz Anma

KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA, LİNZ’DE COŞKUYLA ANILDI

Mayıs 26, 2026

KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA, LİNZ’DE COŞKUYLA ANILDI Katledilişinin 53. Yılında Partizan tarafından Avrupa’da gerçekleştirilen Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’yı anma etkinliklerinin...

AIL-INDIA

Anti Emperyalist Lig(AIL), Tüm Anti Emperyalist Güçleri Hindistan Halkıyla Dayanışmaya ve Emperyalizm Destekli Hindistan Gericiliğine Karşı Mücadele Etmeye Çağırmaktadır

Mayıs 23, 2026

Anti Emperyalist Lig(AIL)’in Kuruluş Kongresi büyük bir irade ve kararlılıkla ilan etmektedir ki: Zihnimiz ve yüreğimiz, kurtuluşunuz için sonuna dek...

Sonraki Yazı
Kuşluca Karakolu’na düzenlenen eylemi MKP/HKO üstlendi

Kuşluca Karakolu'na düzenlenen eylemi MKP/HKO üstlendi

Lice’de katliamın “zırhlı” hali: 5 kişi katledildi!

Lice'de katliamın "zırhlı" hali: 5 kişi katledildi!

TWITTER'DA TAKİP ET

Sosyal Medya

Partizan dergisi logo

Partizan resmi web sitesidir. Partizan açıklamalarına, makalelere, güncel ve enternasyonal haberlere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya

© 2023 Partizan resmi web sitesi

FACEBOOK SAYFAMIZ

LİNKLER

  • ★Umut Yayımcılık
  • ★İbrahim Kaypakkaya
  • ★Yeni Demokrasi
  • ★Yeni Demokrat Gençlik
  • ★Yeni Demokrat Kadın
  • ★PŞTA
  • ★Partizan Medya
  • ★Partizan Arşiv
  • ★Avrupa Haber
sonuç yok
Bütün sonuçlara bak
  • ANASAYFA
  • AÇIKLAMALAR
  • GÜNCEL
  • MAKALE
  • ENTERNASYONAL
  • KÜTÜPHANE
  • İLETİŞİM

© 2024 Partizan resmi web sitesi